Bilirkişi raporu geldiğinde tarafların ilk sorusu genelde aynı: mahkeme buna göre mi karar verecek? Kanunun cevabı kısa, uygulamanınki biraz daha uzun. Aşağıdaki Yargıtay kararlarını tam metinlerinden okuduk. Bir dosyada rapora nasıl itiraz edileceği ve bu kararların o dosyaya nasıl uygulanacağı avukatın işi; biz kuralı ve teknik raporlarda gördüğümüz sorunları anlatıyoruz.
Kanun ne diyor?
HMK m.282 tek cümle:
“Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.”
Ceza yargılamasında aynı sonuç genel kuraldan çıkar: hâkim kararını duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırır, delilleri vicdani kanaatiyle serbestçe takdir eder (CMK m.217/1). Rapor bu yüzden bir delildir, ama senet ya da kesin hüküm gibi hâkimi bağlayan bir delil değildir.
Bu serbestliğin bir sınırı var. Mahkeme, çözümü özel ya da teknik bilgi gerektiren bir konuda bilirkişiye gider (HMK m.266); aynı konuda rapordan ayrılmak için kendi teknik bilgisine dayanamaz. Rapordan ayrılmanın olağan yolu raporu düzeltmek ya da yerine yenisini koymaktır: mahkeme yeni sorularla ek rapor alabilir, bilirkişiyi sözlü açıklamaya çağırabilir ya da gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni bir bilirkişiye inceleme yaptırabilir (m.281/2-3). Bunların üçünü de taraf istemeden, kendiliğinden yapabilir.
Bilirkişi hangi konularda görüş bildiremez?
Bilirkişi yalnız özel ya da teknik bilgi gerektiren konularda görüş verir; hâkimin yapması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz (HMK m.279/4; Bilirkişilik Yönetmeliği m.55/4). “Sanığın kastı vardır”, “davalı kusurludur”, “sözleşme feshedilmiştir” gibi cümleler teknik bir tespit değildir. Raporda bunlar yer alıyorsa o kısımlar hâkim için bir şey ifade etmez. Bilişim raporlarında karşılığı şöyle: “mesajı sanık göndermiştir” bir hukuki sonuçtur; teknik tespit “mesaj şu hesaptan, şu cihazdan, şu saatte gönderilmiştir” diye yazılır.
Hükme esas alınabilecek rapor nasıl olmalı?
Yargıtay bozma kararlarında sık geçen ifade “denetime elverişli” rapordur: okuyan birinin bilirkişinin sonuca nasıl vardığını izleyebileceği rapor. Bilirkişilik Yönetmeliği m.55 raporda bulunacakları sayar; teknik açıdan en önemli üçü inceleme yöntemi, bilimsel ve teknik dayanaklar ve gerekçeli sonuçtur. Şema, tablo, fotoğraf ve benzeri kayıtlar rapora eklenir; kurulda farklı görüşte olan üye görüşünü ayrıca yazar.
Okuduğumuz bilişim raporlarında denetimi en çok zorlaştıran eksikler şunlar: incelemenin hangi kopya üzerinde yapıldığının ve hash değerinin yazılmaması, kullanılan aracın ve sürümünün belirtilmemesi, zaman damgalarının hangi saat diliminde okunduğunun söylenmemesi ve operatör kaydında olmayan bir bilginin (örneğin port) varsayılması. Bunları nasıl incelediğimizi bilirkişi raporu değerlendirme sayfasında anlattık.
Bilirkişi raporuna itiraz edilmezse ne olur?
İki sonuç var ve ikisi farklı yöne bakıyor.
Birincisi mahkemenin yetkisi. İtiraz olmasa da mahkeme rapordaki eksikliği görürse ek rapor isteyebilir ya da yeni bilirkişi atayabilir (HMK m.281/2-3). Kanunda raporun itiraz edilmeyince kesinleştiğini söyleyen bir hüküm yok.
İkincisi usulî kazanılmış hak. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18 Şubat 2021'de, bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesiyle rapora itiraz eden diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğunu yazdı (E.2018/94, K.2021/111). Kararın anlattığı durum şu: bir taraf itiraz eder, mahkeme yeni rapor alır ve yeni rapor itiraz edenin aleyhine çıkar. Genel Kurul'a göre bu durumda mahkeme ilk rapora göre karar vermelidir. 9. Hukuk Dairesi de 24 Aralık 2020'de, rapora itiraz edilmemesi ve hüküm altına alınan miktarın temyiz edilmemesiyle davalı lehine doğan usulî kazanılmış hakkın gözetilmesini istedi (E.2020/7617, K.2020/19954).
Bu kural tartışmasız değil. 6. Hukuk Dairesi'nin 2021 kararı aynı kuralı tekrar ederken doktrinde itiraz edilmemesinin usulî kazanılmış hak doğurmayacağını savunan görüşler olduğunu da not ediyor (E.2021/4525, K.2021/1793). Genel Kurul kararındaki dosya da eski usul kanunu HUMK'a göre görülmüştü. Kendi dosyanızda itiraz etmemenin ne anlama geldiğini avukatınızla konuşun; teknik tarafta söyleyebileceğimiz şu: iki haftalık süre kısa, rapordaki bir tespit hatasını yakalamak için raporu geldiği gün okumaya başlamak gerekiyor.
İki bilirkişi raporu çelişirse ne olur?
Mahkeme birini seçip geçemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 9 Ekim 2013'te, iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi giderici nitelikte, tarafların itirazlarını da karşılayacak ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini söyledi (E.2013/19-15, K.2013/1466). Genel Kurul 13 Aralık 2022'de de raporlar arasındaki çelişkinin HMK m.281/3'e göre yeni bir bilirkişi kuruluyla giderilmesini ve tarafın sunduğu uzman görüşünün de değerlendirilmesini istedi (E.2020/459, K.2022/1735).
Çelişki her zaman iki rapor arasında olmaz. Bir rapor ile tarafın uzman görüşü de çelişebilir. Aynı 2022 kararı, uzman görüşünün bağımsız bir delil olmadığını, ama hükümde değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu ve değerlendirilmemesinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini yazıyor. Uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasındaki farkı uzman görüşü ile bilirkişi raporu farkı yazısında karşılaştırdık.
Ceza yargılamasında durum
Bilirkişi incelemesi tamamlanınca Cumhuriyet savcısına, katılana, şüpheli veya sanığa ve vekillerine yeni inceleme istemek ya da itirazlarını bildirmek için süre verilir; istem reddedilirse üç gün içinde gerekçeli karar verilir (CMK m.67/5). Taraflar raporla ilgili kendi seçtikleri uzmandan bilimsel mütalaa da alabilir (m.67/6). Hâkim yine rapora bağlı değildir; kanaatini duruşmada tartışılmış bütün delillerden edinir (m.217/1).